Bir Bilet ya da Albüm Satın Almakla İlgili Birtakım Şeyler

23 Ocak 2016 tarihinde İzmir’de bir konserden ve konser sırasında olan seyirci-organizatör-müzisyen arasında gerçekleşen tartışmadan sonra internette birçok yerde üzerine çokça laf edilen, tartışılan farklı savunmaların olduğu olayla birlikte ben de birkaç kelâm etmek istedim açıkçası.

Öncelikle, tartışmanın gündeme gelmesinin çıkış olayı kabaca şu: Açık Hava Tiyatrosu’nda bir konser oluyor. Konser başladıktan sonra ilk grubun ilk şarkısında, dinleyicilerden biri ses sisteminde bâriz bir problem olduğunu fark ediyor ve bir hışımla organizatörden ses sistemini beğenmediğini söyleyerek parasının iadesini istiyor. Organizatör şiddet ve hakaretle yanıt veriyor ve dinleyici bunu çığırtkan olabilecek şekilde önce ekşi sözlük’de ardından diğer sosyal mecralarda duyurmaya ve derdini anlatmaya çalışıyor. Ardından konsere çıkan grup üyelerinden birinin Facebook’dan sözlü hakaretine (küfür içeren) maruz kalıyor vs. vs.

Aslında bu konu hakkında fikir beyan etme konusunu hiç düşünmemiştim ta ki, “Konseri beğenmedim paramı geri ver!” adlı yazıyla ilgili bir şeyler söylemem gerektiğini hissedene kadar.

40TL vererek bir konser bileti aldığımızda yahut 6,99 TL ödeyip dijital platformdan bir albüm satın aldığımızda tabii ki o sanatçıya sahip olmuyoruz. Ama bu demek değil ki, söz söyleme ve fikir beyan etme hatta ortada bir hata varsa bunun düzeltilmesi ya da iade edilmesi gibi bir durum söz konusu olmasın.

Şayet ben, severek dinlediğim bir sanatçının yahut müzik grubunun konserine gidiyorsam, beklentim genelde şudur: “Kulaklıktan duyduğum stüdyo ortamındaki profesyonel mix, masteringi yapılmış şekilde değil de canlı elektronik ya da akustik (konser nasılsa) sahnede dinleme keyfine erişebilmek ve o müzisyen/grupla yakından etkileşime girebilmek ve havasını solumak. Türkiye’de baktığımız zaman, iyi konser sahneleri yok denecek kadar az evet. İyi konser sahnesinden kastım nedir, ona da bir parantez açmam gerekirse: Sahneye en uzak, en arkadaki dinleyicinin bile sahne sesini en öndekiyle aşağı yukarı aynı duyabileceği iyi ve temiz ses veren bir ses sistemine sahip olması en kaba tabir ile.

Peki Türkiye’de iyi ses sistemine sahip mekanların az olduğunun bilincinde olması gereken bu coğrafyaya ait müzik gruplarının ortak manifestosu ve fikri ne olmalıdır dersek, o da hiç şüphesiz konser verecekleri sahnede soundcheck sırasında gördükleri vahim ses sistemi tablosunun başarısızlığının farkında olup, bunu dinleyicilerine bir şekilde belli etmeleri ve bu durumdan üzgün olduklarını belli etmek. Şayet bir müzisyen olsaydım, bir konser mekanında bir kişinin bile benim çaldığım enstrümanımı yahut vokal sesimi ses sisteminden dolayı kötü ve başarısız duyması hatta hiç duymaması benim bir etkinlikte en büyük çekincem ve korkum olurdu. Eğri oturup, doğru konuşalım. Bir sanatçı, bir müzik grubu gelirini konser etkinliklerinden ve yayınladıkları şarkı ve albümlerden kazanmakta. Hatta bu grup/sanatçı, üstüne üstün henüz gün yüzüne çıkmamış bir hâldeyse en büyük gelir kaynağı verdiği konserler oluyor. Bugün, sıradan bir müzik grubunun/sanatçının konser bileti ortalama 30–40TL arası değişmekte, bilinirlik ve mekan kalitesi arttıkça bu fiyat yukarı doğru da yükselmekte. Bugün gençlere hitap eden sanatçı ve müzik gruplarını düşündüğümüzde, öğrenci kitlesi için “eğlence” için ayrılacak bütçesi bellidir. Bu ayırdığı bütçede de, olabileceğinden daha iyi bir şekilde hizmet alması mümkünken -bakın mümkünken diyorum- düşük bir kalitede hizmet almasından sonra iade istemesi gayet olağan bir şeydir.

Evet, 40 TL aldığımız biletle beraber, o sanatçıya sahip olmuyoruz. Ama konser süresi boyunca biz esasen o konser mekanından ufak bir metrekareyi, organizatörden kiralamış oluyoruz. Ses sistemi bozuk ve sahneye çıkan kişilerin yaptıkları müziği bir şekilde sıkıntılı duymak/hiç duymamak gibi bir olaya neden kira ödeyelim? Siz kombisi bozuk bir evi kiralıyor musunuz? Ya da bozuk olduğunu fark ettiğinizde, ev sahibinize bu durumu bildirmiyor musunuz?

Aynı şekilde, yine müzik gruplarının ya da sanatçıların albümlerini dijital platformlardan ya da fiziki baskılı şekilde satın aldıktan sonra, bir şekilde “teknik” olarak bir hata olduğunu fark ettiğinizde ya da kulağınıza çarptığında bir şekilde bu durumu belli etmek ya da para iadesi istemek; sanatçıya sahip olmak mıdır? İlk olarak, bu konu hakkında atıp tutanların “müzik endüstrisi” hakkında yanlış bildikleri şeyler çok aşikar. Şöyle söylemek isterim ki, siz aslında dijital platformlardan ya da fiziki olarak müzik marketten “satın aldığınız” albümü, aslında satın almıyorsunuz. Albümler, şarkılar hakları belirli bir müzik ve plak şirketine devredilmiş sanatçı eserleridir ve bu sanatçılar bu satışlardan belirli paylar alırlar. (Bağımsız müzisyenler dışında)

Bir albümü satın aldık diye de o sanatçıya sahip olmayız. Ancak kanunen sadece dinleme hakkına sahip olduğumuz bir eser, %100 şekilde teknik olarak başarılı bir şekilde mi bize sunulmuştur? Nasıl bir sinema filminde ses senkronu hatası varken yayınlanması anormal bir durum gibi görünüyorsa, bir albümün hatalı olması da aynı derecede anormal bir durumdur. Bir sanatçı bir albümü kaydederken, eserler kayıt sırasında ve sonrasında çeşitli mix, mastering düzenlemeleri gibi farklı kollardan geçer. İyi bir albüm, enstrümanların sesini en iyi şekilde, en temiz biçimde, yine temiz vokalin sesini bastırmadan çok iyi bir şekilde farklı ses kanallarının iyi bir dengeyle kulağımızda duymamızdan geçer. Maalesef ki, Türkiye’de ses endüstrisi ve ses mühendisliği hâlen gelişmemiş ve yeni yeni gelişen bir alan olduğu için de bu işi Türkiye’de layıkıyla yapan stüdyolar iki elin parmaklarını geçmez diye düşünüyorum. Nasıl müzik yapımcıları, bir albümü bana kiralarken (evet kiralamak, bir albüme 20 lira verdiniz diye satın aldığınızı mı sanmıştınız?) birçok kuralları da bana dayatıyorsa, (örneğin kopyalaması, dağıtılması, bir şekilde gelir elde edilecek mekanlarda, videolarda çalınması ya da kullanılmasını yasaklıyorsa) benim de teknik bir hata bulduğumda paramı iade hakkım sonuna kadar vardır. Bu durumun eserle, ya da sanatçıyla da bir ilgisi yoktur. Hatta sanatçıların en önemli düşünceleri, bir albümü ya da bir şarkıyı yayınlarken dinleyicilerine en iyi hizmeti ve en iyi ses kalitesini sunmaları ve sunmaya çalışmaları olmalıdır.

“Biz albüm yaptık” ya da “Biz iyi konser verdik” diyebilmeleri ve dinleyicilerden sonsuz saygı kazanmaları için bu tarz yaşanan olaylarda ilk etapta organizatörleri ya da müzik şirketlerini -kısacası parayı değil-, dinleyicilerine önem vermeleri gereklidir.

What's your reaction?

tr_TRTurkish